home » lyrics ::

özgür ruh / free spirit

dört duvar arası kapanmaz ki
sendeki özgür ruh
ölünce parçalanmaz ki
bendeki özgür ruh
sevişe sevişe azalmaz ki
tendeki özgür ruh
kopyalayarak çoğalmaz ki
gendeki özgür ruh

zerzevat adam / vegetable man

üstüne salçayı saldılar
biberli yağa buladılar
hafif ateşte kızarttılar
ama ellerinden kaçırdılar
sonra da onu buldular
televizyonun başında
çılgın bir elmas vardı
artık bakışlarında
zerzevat adam

pırasa / leek

ılık ılık taze taze
tane tane yemyeşil
bu dünyada iki türlü insan var
pırasa sevenler ve pırasa sevmeyenler
bu dünyada iki türlü insan var
anlamayanlar ve anlayanlar
pırasa pırasa
mmmh lezzetli
pirinçli pirinçli tatlı tatlı
bu dünyada iki türlü insan var
et yiyenler ve et yemeyenler
bu dünyada iki türlü insan var
göremeyenler ve görebilenler
pırasa pırasa
nefis zeytinyağlı
limonlu mis gibi
bu dünyada iki türlü insan var
güzelliği tadanlar ve tadamayanlar
bu dünyada iki türlü insan var
sevmesini bilmeyenler sevebilenler
pırasa pırasa

gerekli şeyler / essential things

söylemek gerek dinlemek gerek
hem dinlemek hem söylemek
konuşmak gerek
dokunmak gerek öpüşmek gerek
hem öpüşmek hem dokunmak
sevişmek gerek
gelmek gerek gitmek gerek
hem gitmek hem gelmek
görüşmek gerek
atlamak gerek sıçramak gerek
hem sıçramak hem atlamak
oynamak gerek
doğmak gerek ölmek gerek
hem ölmek hem doğmak
yaşamak gerek

istanbul çocukları / children of istanbul

arnavutlar asyalılar lazlar
romanlar cenevizliler aleviler
istanbul çocukları tıpkı bir gökkuşağı
kiminin ayakkabısı yok
kiminde altın bilezik var
bir tanesi mendil satar
diğeri gökyüzüne bakar
kimi yaşar sırça konakta
kimi kalır anca sokakta
bazısı bali tiner çeker
kimisi yalnız çikolata yer
istanbul çocukları tıpkı bir gökkuşağı
bektaşiler avrupalılar yezidiler
ermeniler ortodokslar sünniler japonlar
istanbul çocukları tıpkı bir gökkuşağı
analar babalar akrabalar
hepiniz kendinize gelin
tv'nizi bir sefer de
başka gözle seyredin
her yerde hep kan ve hırs
silah şiddet vahşet var
hep birilerini öldürüyor
bilgisayarda çocuklar
istanbul çocukları tıpkı bir gökkuşağı
afrikalılar museviler
kürtler bizanslılar çerkezler
bulgarlar müslümanlar
ingilizler anadolulular rumlar
istanbul çocukları tıpkı bir gökkuşağı

bir sana bir de bana / one for you and one for me

bulutların üstünden
bıraktım ben kendimi
sonunu düşünmeden
duygular sarınca beni
gizlice tuttum elini
yüzüne baktım usulca
gözlerin fısıldadı ah
mutluluğu yavaşça
çiçeklerin kokusu
dalgaların şarkısı
rüzgarın fısıltısı
bir sana bir de bana
bahçede hanımeli
gökyüzünde yıldızlar
yağmurun narin sesi
şimdi bir anlamı var
aşk nasıl da kırılgan
sus dedim ama olmadı
kalbimden ismin geçti ah
kimseler duymadı
çiçeklerin kokusu
dalgaların şarkısı
rüzgarın fısıltısı
bir sana bir de bana

eyvah dayım geldi / oh no my uncle came

eyvah dayım geldi dayım
senin saklanman lazım
kalk çabuk üzerimden
atla git pencereden
vallahi görür seni
hemen giyinmen lazım
al çabuk eteğini
tut bari sütyenini
boşver şimdi giyinmeyi
dayım geliyor dayım
çabuk saklan şu dolaba
sesini hiç çıkarma
aman hiç kıpırdama

if i love they kill me if i don't i'm dead

aman güzel bir kız gördüm tutmus yolunu
uzatmış gerdanı zalim oy eğri telini
geldi geçti bilmem kimin gelini
sorsam öldürürler sormasam öldüm

aman dön beri guzel de yüzün göreyim
gerdanda benine yüzüm süreyim
dedi gel yanıma da haber vereyim
varsam öldürürler varmasam öldüm

lyrics-music by neşet ertaş

alexander

İskender var ya
Hani şu büyük dedikleri
Günlerden bir gün
Dersler aldığı hocasına demiş ki
Hocam
Var mı senin de bir hocan
Hocası da hocaymış hani
Koskoca aristo
Aristo demiş ki
İskender,var benim de hoca olarak gördüğüm,
Sevip saydığım bir büyüğüm
Lakin, anadolu'da yaşar
Gidelim demiş iskender
Yola koyulmuşlar
Sinop a doğru
Benim hocam demiş aristo
Bir fıçının içinde yaşar
İsmi diyojendir
Bu dünyadan çekmiştir elini eteğini
Paçavralar içindedir
Bir su kabı vardı eskiden
Lakin
Bir gün çeşmeden su içen çocukları görünce
Elleri ile içtiklerini görünce
Bu kaba da ihtiyacım yok deyip onu da atmış
Deniz kıyısında hiç bir şeyi olmadan yaşar diyojen
Derken, Sinop a varmışlar
Kıyıya, kıyıya, kıyıya gitmişler
Kıyıya, kıyıya, kıyıya doğru
Atından inmiş iskender
Bakmış fıçıyı görünce
Parlayan zırhı
Kocaman kırmızı pelerini
Ardında aristo
Ve yüzlerce atlı askeriyle beraber
Yanaşmış fıçıya
Bakmış içinde yaşlı ,paçavralar içinde
Yaşlı paçavralar içinde diyojen
Sen, demiş iskender
Sen, dile benden ne dilersen
Dile benden ne dilersen
Ben, Dünyanın hakimi büyük iskender
Diyojen, Şöyle bir bakmış
Kafasını, kaldırmış
İskenderi süzmüş
Süzmüş, süzmüş, süzmüş, süzmüş, süzmüş
Demiş ki
Gölge etme
Başka ihsan istemem

eternal is the word of poets

ey şehvet uğruna aşkı tepenler
yalan ile dolan ile dunya kuranlar
güç ile ün uğrunda gözü dönenler
haklı haksız bir gün elbet
elbet bellolur
ben deyim 300 yılda
sen de ellolur
aşıkların sözü kalır
yürü bre hızır paşa senin de çarkın kırılır
güvendiğin padişahın o da bir gün devrilir
ey iktidarda konup kalanlar
kendini kendinden üstün sananlar
fazla laf ile bomboş fikir saçanlar
garibi ezip de gurur duyanlar
haklı haksız bir gun elbet
elbet bellolur
ben deyim 300 yılda
sen de ellolur
asıkların sözü kalır

blind lemon man

saçları kısacık
5 10 günlük sakalları
minik minik adımları
tıpır tıpır hışır hışır
hasır sepet kolunda
koca ceket üstünde
çuval gibi pantolonu
tutturmuş ip ile
taze taze ekşi ekşi
emelim içelim
sarı sarı sulu sulu
sıkalım keselim
varsa da limonumuz
yoksa da limonumuz
varsa da yoksa da
limonları alıyoruz
limoncu geldi
kör limoncu geldi
elmacık kemikleri
cıkık cıkık sivri sivri
gözleri gökyüzünde
çukur çukur kıpkırmızı
ayağıyla vura vura
kulağıyla duya duya
taşınsak mahalleden
bulur seni kör limoncu
BaBa ZuLa // Hosted by CrucialParadigm