Ruhani Oyun Havaları - Kontrol Kulesi
Deniz Durukan - Kontrol Kulesi
Babazula'nın üçüncü albümü Ruhani Oyun Havaları mayıs ayında Doublemoon etiketiyle çıkıyor çıkmasına ama, biz önceden dinledik, Murat Ertel'le muhabbetimizi bile yaptık. Daha önceleri sinema filmi ve tiyatro oyunları için yaptıkları müzikleri albüm olarak çıkartan grup, bu anlamda ilk defa herhangi bir oyun veya film olmaksızın kendi istekleri doğrultusunda yaptıkları müziklere imza atmış. Ayrıca hem Zen grubu olarak, hem de Babazula olarak deneysel çalışmalara imza atan grup, bu albümle melodik yapısı daha ön planda olan, oriental dub adını verdikleri yeni bir türün temellerini de atıyor.
Levent Akman, Murat Ertel, Oya Erkaya Ayman ve Emre Onel'den oluşan gruba klarnetiyle de Hüsnü Şenlendirici konuk olmuş. Parçalarında belli bir ironiyi her zaman taşıyan grupta, Şenlendirici'nin usta yorumuyla o ironi de doruk noktasına varıyor. Ayrıca bu albümün mikslerini; Beastie Boys ve Massive Attack gibi grupların albümlerinin mikslerini yapan Mad Professor yapmış.
Kısacası Ruhani Oyun Havaları'nı hem ruhani bir havada, hem de yer yer gülümseyerek dinledim. Demedi demeyin, bu oyun havaları başka bir güzellik veriyor insana.
Bütün oyun havaları ruhani midir, yoksa oyun havalarındaki ruhani tarafı mı ortaya çıkardınız?
Bütün oyun havaları ruhani değildir ama, ruhani yanları olan oyun havaları da vardır. Daha doğrusu, iyi olan oyun havaları ruhanidir. Çünkü tek boyutlu değillerdir. Elbette oyun havaları oynamak, dans etmek için yapılmıştır. Ama iyi müzisyenler bir araya geldiğinde, dans ederken başka duyguları öne çıkaran şeylere de dokunurlar, böylelikle insan ruhuna hitap eden ritimler ortaya çıkar. Genelde, oyun havalarının kötü sunulmasından kaynaklanan bir küçümseme de var. Oysa müthiş bir müzik bu. Biz dansa inanan insanlarız. En deneysel parçalarımızda bile dans duygusunu hiç ihmal etmedik. İnsanları eğlendirmek ve eğlenmek istiyoruz. En kara şeylerden söz ederken bile müziğimizde mizah duygusu olmuştur. Sanatın böyle bir işlevi var; geçek hayatta çok kötü şeyler oluyor, sanat ise insanla hayat arasında bir bağ oluşturuyor. Katlanılamayacak şeylere bile katlanma gücü vermeli sanat.
Bir çok yörenin kendine özgü oyun havası var. Bu, bizim dansa çok düşkün bir millet olduğumuzu da gösteriyor. Ama oyun havaları o kadar eğlenceli, öyle şıkıdım şıkıdım ki... Oysa biz bu kadar neşeli bir halk değiliz. Bu neyin yansıması? Yoksa sahiden mutluyuz da ben mi farkında değilim?
Türkiye'de birçok kültür bir arada yaşıyor. Türkiye'de yaşayan insanların bir kısmı Orta Asya'dan gelmiş, bu topraklarda büyümüş ve anaerkil bir düzende yaşamış. Trakya'daki Dionysos, Anadolu'daki Kybele, Orta Asya'daki Şaman kültürü... Bunlar hem kadına önem veren, hem törenlerinde dansa yer veren, içinde birebir dansın olduğu kültürler. Sonra İslam'a geçiliyor. İslam'ın müzikle ilişkisi çok farklı ve katı. Ama bu katılığı Alevilerde göremiyoruz. Çünkü Şamanik gelenekler bir şekilde İslam dinine uyarlanmış, Türk kültürüne daha yakın bir İslam anlayışı getirilmiş. Zaten Türk İslam'ı da Arap ülkelerindeki İslam'dan oldukça farklı, daha toleranslı.
Zaten Türkler İslam'ı epey geç kabul etmiş.
Evet, Türk insanı bazı etkilenimler yaşasa, kendi kültüründen uzaklaştırılmaya çalışılsa, hatta Amerikan kültüründen etkilense de, oyun havaları aşağılansa da, sonuçta şıkıdım şıkıdım oynama dürtüsü içimizde hep var. Örneğin Türk Sanat Müziği ağır sanattır. O müziği çalabilmeniz için on beş, yirmi yıl çalışmanız, sıkı bir konservatuar eğitiminden geçmeniz gerek. Bu son derece sakat bir şey. Elitist bir sanat bu. Ben sanatın daha basit olmasından yanayım. Bu nedenle Halk sanatlarına ilgi duyuyorum. Türk kültürüyle diğer kültürleri birleştirip, bunu da oyun havası tadında toplamaya çalıştık.
Sizin yaptığınız müzikte de elitist bir taraf var ama, bu o kadar da basit değil.
Evet, bir anlamda var. Ama ben katı kurallardan, müziğin zor olmasından hoşlanmıyorum. Yoksa Türk Sanat Müziği'ni sevmiyor değilim. Tamam, o devam etsin, ama sanat müziğindeki o katı tarafları kıran insanlar da olsun. Bunu yapanları iterseniz, olmaz. Mesela Orhan Gencebay'ı seksenlere kadar ittiler, doksanlarda benimsemeye başladılar. O yirmi yıllık ara niye? Yazık!
Sence her oyun havasının bir öyküsü var mı?
Bizim albümdeki oyun havalarında var, ama bir çok oyun havasında olamayacağı düşüncesindeyim. Küçük de olsa bir oyun havası koleksiyonum var. Orada parçalara konulan isimlerden hikayesizliği anlayabiliyorum. Yine de genellemek zor.
Bir şarkınızda günlük hayat içersinde çokça kullandığımız ve kanıksadığımız kısaltmaları kullanmışsınız. Tüsiad, Müsiad, Atv, Öss, Usa... gibi bir çok kodlamayı eleştirel biçimde veriyorsunuz. Belki de bu kısaltmalar sizin yakında çıkacak olan Büyültmeler'e bir ön hazırlık.
(Gülüyor) Evet, kısaltmalar çok önemli. Televizyonu açtığın zaman bu tip kısaltmalarla, kodlamalarla çok karşılaşıyoruz. Üstelik hayatımızın içine öylesine girmişler ki, yadırgamıyoruz. Bu çok ilginç. Bu kısaltmalardan yabancılık çekeceğiniz ya da bilmediğiniz ancak birkaç tane çıkar. İşte New York Borsası gibi... ama bunlar da hayatımızda çok önemli.
Bu kodlamalar yabancılaşma, dili kaybetme, hatta fişlenme, numaralandırma gibi yerlere de dayanıyor.
Evet hepsi içine giriyor, ama asıl önemlisi kodlanmaydı bizim için. Bu kısaltmaları sıraladığın zaman, politik görünebilirsin. Örneğin MHP ve PKK demek yasak değil. Biri parti, diğeri de terörist örgüt. Biz bunların yanında tavır almıyoruz ama salt onlardan bahsetmek bile politik gibi görünüyor. USA diyoruz, onun yanında da değiliz. Biz bütün bunları yorumsuz bir şekilde söylüyoruz. Aslında kendi içinde bir yorumu var. Dinleyene bırakıyoruz; çünkü dinleyicinin bir işlevi olmalı. Hollywood sinemasının bir özelliği de, sizi yönlendirmesidir. Ağlayacağınız, korkacağınız, sevineceğiniz yerler bellidir. Oysa ki izleyicinin aktif olması, kendi hislerini seçmesi bana çok çekici geliyor.
Psychedelic ve oyun havalarını birleştirmişsiz bu parçalarda.
Doğru, ama sonradan fark ettik ki, dub müziğine de kayış var. Reggae bizim her zaman etkilendiğimiz, öncü bir müziktir. Batı dünyasında anglosakson egemenliğini kıran Jamaika kaynaklı ilk müziklerden biri. Seksenli ve doksanlı yıllarda müzik adına bizi etkileyen ne varsa; hiphop, rap, drum'n'bass, dub'ın kendisi.... hepsi reggae'den kaynaklanıyor. Biz halk müziğine de çok meraklıyız, dolayısıyla hem geleceğe, hem de köklerimize yönelik çalışmalar hoşumuza gidiyor.
psyche-belly dance music |

